Süsleme Tezyin Fiili Nedir Anlatıyoruz #1


-Kur’an’da ziynetin fiil durumunda (zeyyene) kullanılması
“Ze-ye-ne/zeyn” fiilinin tef’ıl kalıbı “zeyyene (tef’ıl) gelir. 
Bunun masdarı ise tezyîndir. 



Bu da süslemek, bezemek, donatmak demektir.
Kur’an bu kalıbı bazı durumlarda Allah’a nisbetle, bazı durumlardaşeytana nisbetle, bazı durumlarda de öznenin ismini belirtmeden kullanıyor.
“Zeyyene” fiili parasal ve somut süsleri, görünen güzelliği, nefsin hoşuna giden görüntüyü anlattığı gibi; ruhani süsü, insana huzur veren iç güzelliği, veyahut bireyin memnun olacağı vaziyetleri da anlatıyor. 
Mesela ibadet kalbin ziynetidir gibi. 
(Hucurât 49/7)
Aynı kalıptan gelen “müzeyyin”; tezyin eden, berber, dekoratör,
“müzeyyen” ise, süslenmiş, bezenmiş, tezyîn edilmiş demektir.

1-Allah’a nisbetle zeyyene fiili
Kur’an “tezyîn etme fiili” üç genel anlamda kullanıyor:
Birincisi; göğün yıldızlarla donatıldığını, bunun göğün süsü durumunagetirildiğini anlatırken,
ikincisi; imanın vicdan için süs olduğunu anlatırken,
üçüncüsü; insanın kötü işlerinin kendine süslü gösterilmesini anlatırken.
Allah (cc) beş âyette dünya göğünü kandillerle ya da yıldızlarla donattığını, veyahut gökte burçlar yarattığını ve bunları bakanlar için tezyîn ettiğini (süslediğini), “zeyyennâ” fiili ile haber sağlıyor
Bunların hepsi Mekkî sûrelerde bulunmaktadır
(Nüzûl sırayla bkz: Kâf 50/6. 
Mülk 67/5. 
Saffât 37/6. 
Hıcr 15/16. 
Fussilet 41/12)
Vahiy Mekke döneminde daha fazla ibadet konularında hükümler, âyetler getirmiştir. 
Bunun ana amacı Tevhid inancını yerleştirmektir. 
Kur’an bunun için Mekkî sûrelerde Allah’ın gücüne, yüceliğine, yoktan yaratmasına, ölüleri diriltmesine, insana verilen nimetlere, evrenin ve yaratılmışların mühteşemliğine değin birçok âyet (delil) bulunur.
Göğün yükseltilmesi, yedi kat olarak bina edilmesi, tavansız yapması, insanın görebildiği en yakın göğün mükemmel bir şeklinde süslenmesi (tezyin) edilmesi de bu âyetlerden (delillerden) bir kaçıdır. 
Kur’an’ın derdi insanların kafaların ve hayatlarında ilah (tanrı) tasavvurunu düzeltmektir. 
Zira bazı şaşkınlar aksini iddia etseler de O’ndan farklı ilah yoktur. 
Bunu sağlamak için de Kur’an, insanın nefsinden, yeryüzünden, göklerden ve hem bunların yaratılmasından, hatta bunlarda oluşansonsuz olaylardan misaller getiriyor.
Kaf Sûresinin ilk beş âyetinde Mekkeli inkârcıların tutumlarının akıl dışıbulunduğu açıklandıktan ardından, Hz. 
Muhammed'in (s.a) âhiret ile ilgili verilen bulguların doğruluğuna ilişkinkanıtlar ve isbatlar meydana serilmektedir.
Onların akıl erdiremeyip hayret ettikleri iki mevzu vardı. 
İlki; Hz. 
Peygamber'in hak peygamber olup bulunmadığı idi.
İkincisi; Kur’an’ın Tanrı sözü olup bulunmadığı
Halbuki Kur’an onun peygamberliğini apaçık isbat eder. 
Kaldı ki o gökten inmiş bir kimse de değil, kendisi aralarında yaşam sürdüren, bildikleri ve “el-emin” dedikleri biriydi. 
Onlar bunlara bakıp onun emin olup olmadığını, Kur’an’ın onun kendisisözü olmadığını anlayabilirlerdi. 
(Mevdûdî, E. 
Tefhîmu’l-Kur’an (çev.), 5/472)
Takibeden âyet Allah’ın bilimsel, kudreti ve yaratması ile ilgili kafirlerin ve müşriklerin şüphelerini bertaraf etmeye yöneliktir. 
Bundan evvelki ayetlerde bu gibi kimselerin hz.

“O kafirler/müşrikler üstlerindeki gökyüzüne bakıp hiç düşünmezler mi? İbret nazarıyla bakıp da Bizim onu sebep mükemmel şeklinde ortayagetirip (yıldızlarla) süslediğimizi (tezyin ettiğimizi) görmezler mi?” (Kâf 50/6) buyuruluyor.
Arkasından da bu gibi adamların Allah’ın yeryüzünü canlılar için yayıp döşediğiniş, orada sarsılmaz dağlar var ettiğiniyeniden orada birçokgüzel nebatları yarattığını düşünmezler mi diye soruyor. 
(Kâf 50/7-8)
Allah (cc), “öldükten ardından dirilmeyi inkâr edenler göğe hiç bakmazlar mı? Kuşkusuz ki bizim gücümüz onları yine diriltmeye etmeye kafi
Bununla birlikte Biz o göğü tesviye ettiğimiz gibi, birçok zarar ve tehlikeden de koruduk. 
Üstelik onu yıldızlarla süsledik (tezyîn ettik)” diye soruyor. 
(Taberî, İbni Cerir, Câmiu’l-Beyân, 11/409)
Göğü bu tür harika yaratıp onu yıldızlarla, ışık kümeleriyle, kehkeşanlarla süslemek Allah’ın ebedi kudret ve yaratmadaki himetini gösterir. 
Bu şaşırtıcı evrende bir çatlak, arıza ve rasgelilik yoktur. 
Hepsi bir adisyon iledir. 
(Rahman 55/5)
Allah’ın varlıkları tezyîn etmesi; bazı durumlarda onları müzeyyen, süslü, bezenmşiş bir şeklinde ibda buyurmasıyla, hiç bişiyi misal almadan, taklit etmeden bedene getirmesiyle ve yeniden bu yolla icad etmesiyle, yaratmasıyla gerçekleşir
(el-Isfehânî, R. 
el-Müfredât, s: 319)
“Dünya göğü” olarak bilinen üzerimizde yüksek bir bina gibi duran semanın biri aklî, biri hissî olmak suretiyle iki istikameti bulunmaktadır
Öncelikle göğün gözlere yansıması onun hissî yönüdür. 
Âyet ikinci olarak bu mesela aklı kullanmak için bir misal olduğunu dile getiriyor
Bu fevkalade resme ilgiyle, ibret gözleri ile bakıldığı vakit onun Yapanın kudreti gözlerde ve gönüllerde kendisini eleverir.
Âyet, vurgulu bir şeklinde yeniden söylüyor; Allah’ın varlığından ve UluKudretinden şüphede olanlar, “siz, hiç göğe bakmaz mısınız? O gök sebepbina edilmiş? Hiç bir kabahati, yarığı, çatlağı, düzensizliği yok, görmüyor musunuz?” (Elmalılı, H. 
Yazır. 
Hak Dini Kur’an Dili (sad.), 7/227)
Burada "sema (gök)”den maksat: Gece gündüz insanın üzerini kapladığıtüm derince kâinattır. 
O kâinatta gündüz güneş parlar, gece ay ve sonsuz, hesapsız yıldızlar gözümüzü aydınlatır. 
Bunları insanoğlu çıplak gözle görünce hayrete düşer fakat dürbünle bakarsa, nerden başlayıp nerde bittiği görülmeyen hudutsuz geniş ve koca bir evren göz önüne serilir. 
Bizim dünyamızdan yüzbinlerce kez henüz devasa seyyareler bu evreniçerisinde bir top küre gibi yüzer dururlar. 
Güneş sistemi bu evrenin yanlızca ufak bir ögesidir.
Bugün ulaşılan verilere göre Güneş sistemi gibi birçok sistem/galaksi var. 
Allah'ın oluşturduğu bu görkemli varlık âlemi ile ilgili minik, naciz insanın; "Öldükten ardından yeniden sebep diriliriz" demesi onun aklının kısalığındandır. 
Bu şaşırtıcı evreni yaratan Kudret bu kadar kolay bişiyi yaratmaktan aciz midir? (Mevdûdî, E. 
Tefhîmu’l-Kur’an (çev.), 5/472-473)
Gerçekten sema Hakkı haykıran kâinat kitabının bir sayfasıdır. 
Ondaki yükseklik, tertipgüzellik, müzeyyen oluş, estetik, kabahatsizlikhayret vericidir. 
Göklerin bu değişmezlik ve kusursuzluk kaliteyi ile Allah’ doğrulusundagösderilen haktaki (vahiy) kusursuzluk ve güzellik tam bir ahenkdurumundadır
(Kutub, Seyyid.

“Mülk Sûresi 3-4. 
âyetlerde evrenin eksiksiz-kusursuz yaratılışına, harika işleyişine ve düzenine ilgi çekilmekte, böylelikle bu görkemli varlık düzeninin bir tesadüfle ortaya gelmiş olamayacağı ve devam edemeyeceği; bunun fakatüstün bir ilim, istem ve kudret sahibinin yaratması ve yönetmesiyle olasıbulunduğu belirtilmektedir.” (Komisyon, Kur’an Yolu DİB, 5/343)
Allah (cc) öklerin mükemmel ve harika yaratılışı mevzubahis ettiktenardından şu şekilde buyuruyor:
“O, yedi göğü katman katman yaratandır. 
Rahmân’ın yaratışında hiçbir ahenksizlik göremezsin. 
Bir kere henüz bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?
Sonra yeniden yeniden bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve tükenmiş hâlde sana dönecektir.
Andolsun ki Biz, (dünyaya) en yakın göğü kandillerle (mesâbih ile) donattık (tezyîn ettik). 
Bunları şeytanlara atılacak şeyler olarak yaptık ve onlara alevli ateş azabını derledik.
Zira Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı bulunmaktadır
Ne kötü varılacak yerdir orası!” (Mülk 67/3-6)
Allah (cc) gökleri ilk olarak en güzel yaratılış ile yaratmakla, en güzelşekli vermekle tezyîn etti. 
Âyet söze, bu yaratmadaki mükemmelliğini vurgu inşa etmek emeliyleyeminle başladı. 
Burada yıldızlar “mesâbih-kandil/lamba” olarak isimlendirildi. 
Onlar kendimize defa uzak olduğu halde adeta dünya göğünde görünürler.
Zira dünya göğünün tabakaları henüz ötede olup ışık yayan yıldızlaramani olmazlar. 
(Şevkânî, A. 

"Mesâbih" sözcüğü belirsiz (nekre) gelmiş. 
Bunun sebebi (kelimenin belirsiz kullanılması) lambaların/kandillerin ihtişamının vurgulanmasıdır. 
Yani bu kainat karanlık ve ıssız yaratılmamış, geceleri parlayarak kişiyihayretler içerisinde bırakan yıldız ve gezegenlerle süslenmiştir. 
(Mevdûdî, E. 
Tefhîmu’l-Kur’an (çev.), 6/417)
Rucûm, recm’in çoğuludur. 
Kendisi ile atış uygulanan şeye isim olarak sarfedilen bir mastardır. 
Buna göre manası “şeytanların kovulmasını gerçekleştiren şey”gerçekleşir

“Bu âyetteki “ve cealnâha rücûmen li’ş-şeyâtîn” ifadesi “Biz yıldızlarıiblis tabiatlı kişiler (kâhinler, müneccimler) için aslı-esası olmayan tahminlerde bulunma hususu yaptık” olarak da çevrilebilir.
Çünkü İslâm evveli dönemde Araplar kâhinlerin kalifiye cinleri bulunduğuna ve onların göklerden haber çaldıklarına inanırlardı.” (Öztürk, M. 
Kur’an-ı Kerim Meali, s: 774)
Türkçe meallerde “atış taneleri, ateş yeri, taşlama araçları, taşlama,kurşun, şeytanlara atılan taşlar, taşlama vesilesi” gibi mukabil verilenâyetteki “rücûm” sözcüğü bu arada tahminde bulunma, dolaysıyla müneccimlerin yıldızlara bakarak aslı-esası olmayan şeyler konuşmasına da işaret eder.
Zemahşerî Muhammed b. 
Ka’b’dan naklen şu bulguyu de ekliyor: “Vallahi, yeryüzünde hiç kimsenin gökte bir yıldızı yoktur. 
Ancak kimileri kâhinlerin kehânetlerine ve onların yıldızları kanıt olarak kullanmalarına uyarlar.” 

“Burada rucûm sözcüğü ile –özellikle günümüzde- “medyumlar, astrologlar, falcılar ya da Peygamberler dışında gökten kendilerinemalumat yaklaştığını iddiâ eden sahtekâr, iblis rûhlu kimseler” kasdedilmiş olabilir (mi). 
“Şeytanlara atmak”, onları yerin sınırlarından yukarıya çıkarmamak, göğü şerlerinden savunmak için mermiler demektir ki, en ünlü mânâ da budur. 
Hicr 16-17. 
ayetlerde: “Yemin olsun, (bir de) Biz, gökte burçlar yarattık ve o (göğü) seyredenler için süsledik. 
Ve onu tüm lânetlenmiş şeytanlardan koruduk.” buyurulmaktadır.
Buna karşın o şeytanlar, şeytanlaşmış kimseler, sistemler bazılarını,Tanrı doğrulusunda gönderilmiş bir esin imiş gibi uydurma şeylerle aldatırlar. 
Böylece peygamberlerle ve meleklerle rekabete kalkışırlar. 
Ama Tanrı onları o yüksekliğe yaklaştırmaz, alev topları ile onları defeder.” (M. 
Türk meali âyet notu)
Buna göre âyete şöyle meal vermek mümkündür: “Biz, yeryüzüne en yakın olan gökleri ışıklarla süsledik ve onları şeytan(lığa soyunan)lar için boş ve manasız spekülasyonlarına mevzu yaptık: ve onlar için yakıcı alevden bir azap derledik.”
“Yıldızlarla şeytanların taşlanmasından kasıt ise göklerdeki meleklerin konuşmalarını dinleyip onlardan malumat sızdırmak için kulak hırsızlığıinşa etmeyi şeytanların bu yıldızlardan çıkan parlak ışıklarla, bir tür ateş toplarıyla engellenmesidir. 
Nitekim bir âyette şu şekilde deniyor: “... 
hızlıca hırsızlayıp bişi kapan olursa derhal arkasından parlak, delici bir alev ona yetişir" tecrübe ediyor.

Bu gibi âyetlerle ilgili olarak klasik tefsirlerde ayrıntılı yorumlarbulunmakla birlikte müteşâbih olan bu tür âyetlerin anlamları konusundazamana, şartlara, bilimsel verilere göre farklı görüşler ileri sürmekmümkündür
Ayrıca gayb konularına giren âyetlerin yorumunda iddialı olmamakgerekir.

Gökyüzündeki yıldızların ortaya getirdikleri sahne kalpleri celbeden bir güzelliktir. 
Sürekli güncellenen ve vakit geçtikçe görüntüsü değişikliğe uğrayan birgüzellik
Bu güzellik gün doğumunda farklı güzeldir, gün batımın da farklıgüzeldir. 
Bu güzellik mehtaplı geceden, karanlık geceye, açık gökyüzünden, sisli bulutlu gökyüzüne göre değişiktir
Daha doğrusu bu güzellik saatine göre, gözlem adına göre, bakış açısına göre değişir. 
Ama her lâhza güzeldir, her lâhza çekicidir, her lâhza göz alıcıdır.
Bir gece biraz biraz büyüyen, suskunca gelişen; Bir gece parlayan ve aydınlatan. 
Bir gece küçülmeye başlayan. 
Bir gece yaşama yine atılmış gibi doğan şu Ay... 
Göz alabildiğine uzanan, boyutları insanın görme duyusunun hudutlarınıaşan, uçsuz bucaksız şu uzay boşluğu...
Evet sema her istikametiyle, her şeyiyle güzeldir. 
Bu güzelliği anlatacak ifadeler bulmak zahmetlidir.
Kur'an insanın ilgisini göklerin bu çekici güzelliğine, evrenin göz kamaştırıcı ve görkemli yapısına/binasına çekiyor. 

Related product you might see:

Share this product :

Yorum Gönder

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. takipcibalonu - All Rights Reserved
Template Created by Metufe Published by Elif Perde
Proudly powered by Blogger