Süsleme Tezyin Fiili Nedir Anlatıyoruz #2


“O göklerin, yerin ve bunların arasında tespit edilen her şeyin Rabbidir. 
Güneşin değişik doğuş noktalarının Rabbi de O’dur.

Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık (zeyyennâ) ve orayı azgın, isyankâr şeytanlardan/cinlerden koruduk.” (Saffât 37/5-9)



Ya da; “Biz orada yıldızları süslemekle (semâyı süsledik) ve…”
Veya; “Biz, o semâyı bir süs ile başka bir deyişle yıldızlarla süsledik ve…”
Yahut; “Biz yıldızların güzelliği ile göğü süsledik ve…”
"Yakın gök" ifadesi ile, gözlerimizle görebilmenin olası bulunduğu uzaya işaret edilmektedir. 
Nitekim henüz uzakta tespit edilen, yerlerini bilemediğimiz çoğu"semâ/gök" bulunmaktadır.
İbni Abbas’tan gelen bir görüşe göre göğü süsleyen yıldızların kendilerideğil, bulundukları yerdir. 

“Bir yandan göğü birçok yıldız kümeleriyle donatılması, bir yandan bunların görkemli estetik görünüşü, gerçeği görebilen ve güzelliğin arkasındaki manası kavrayabilenler için Allah’ın salt varlığını ve kudretinin yüceliğini gösteren açık seçik isbatlardır. 
İnsanın, bunları bilip görürken hâlâ inkârcılıkta direnmesi akıl ve iz‘anla bağdaşmaz.” (Komisyon, Kur’an Yolu DİB, 3/310)
Tanrı (cc) ona (ibret gözüyle) bakanlar için göğü tezyin etti. 
Yani onu muhtelif burçlarla, nurdan avizelerle, güzel manzaralarla süsledi. 
Gök bu durumuyla o kadar güzeldir ki ilgi çekmemesi, bakanların ibret almaması olası değildir. 
Fakat bunun için baktığını görecek, gördüğünün arkasında ulu kudreti sezecek, bu eşi benzeri olmayan sanatın sanatkarını anlayacak bir basirete sahip olmak lazım olur
Göğün bu yolla süslendiğinin dile getirilmesinin nedenikişiler bu uluesere baksınlar ve Yaratıcıyı bilip Tevhide ersinler diye.

"Bize en yakın göğü, bir süsle ve yıldızlarla süsledik."
Bu süsü görmek ve bu kâinatın kuruluşunda ana öğenin "güzellik" olduğunu anlamak için gökyüzüne bir sefer bakmak yeterli olacaktır
Orada sanatkârın sanatında eşi benzeri olmayan bir var ediş, güzel biruyum görürsünüz. 
Oradaki “güzellik-ziynet” derinde ve kainatın yapısındadır. 
Yoksa gelip geçici ve sathi değildir. 
Yüce Sanatkârın planımı, yaratmada güzellik ve aynı seviyede mükemmelyaratma üstüne heyetidir
Yerde ve göklerde her şey bir değer üzeredir. 
(bkz: Rahman 55/7-8) Her şey vazifesini titizlikte adına getirir.
Gökyüzü... 
Üzerine serpilmiş yıldızlar... 
Bu tablo, insanın gözünün görebileceği defa güzel bir tablodur. 
Göz bu tabloya bakmaya doyamaz. 
Sanki her yıldız insana bakmaktadır. 
Ya da her biri adeta insana göz atan sevgi gözüdür. 
Bazen ışığı kaybolmakta, bazı durumlarda kendilerine bakınca yineparlamaktalar. 
Geceden geceye değişirler, birbirini seyrederler
Bu da bakanlar için avuntu gibidir.

“Onlar, ulu topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. 
Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar.

Yıldızlar içerisindesemanı azgın ve haddi aşan tüm şeytandan koruyan; onların arkasından atılan aşırı hızlı sanki mermi gibi yıldızlarbulunmaktadır
Bu yıldızlar, semanı korur ve güzide meleklerin konuşmalarım duymalarına mani olurlar
Şeytan onları dinlemeye yeltenirse, atılan o yıldızlar her istikamettenşeytanı yakarlar ve şipşak kovup uzaklaştırırlar...
Ve o şeytana âhirette de daimi, ardı arkası kesilmez bir azapbulunmaktadır

Bizler azgın şeytanın göğe sebep kulak verip dinlediğini, sebep çalıp çarptığını ve atmosferi delen alevli yıldız ile sebep kendine ateş edildiğini bilmiyoruz. 
Bu tür konularda bizlerin gerçekleştireceği, Allah'tan bu hususta gelenizahları tasdik edip inanmaktır. 
(Kutub, Seyyid. 
fi-Zılâli’l-Kur’an, 5/2984)
Allah meleklerin semâdan vahiy ile indiklerini haber verdikten ardındansemâyı da yıldızlarla süslediğini, (şeytanların) hırsızlama yolu ilemelekût âleminde konuşulanları dinlemelerine karşı koruduğunu açıklamaktadır. 
(Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an, 2/2589)
Yani kovulmuş iblis, onun taifesi ya da adamları cinler gökten haber çalamazlar. 
Eğer çalmaya kalkışırlarsa, bu tür bir şeye girişim ederlerse onları bira alev topu, yakıcı bir ateş izler
Ya da onlar korunmuş olan bölgeye yaklaşamazlar. 
Buna kalkışanlar her taraftan sanki taşa tutulup kovulurlar.
Şeytanlar hele hele peygamberlere inan vahiyden hiç bişi işitemezler, hiçbişi kapamazlar.

Zira “O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir. 
Bu onların harcı değildir; esasen, buna güçleri de yetmez. 
Çünkü onların vahyi işitmeleri engellenmiştir." (Şuarâ, 26/210-212)
“Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık (zeyyennâ)...” emri ile ilgili Katâde şu şekilde demiş: “Yıldızlar üç hikmet emeliyle yaratılmıştır.

Kur’an’ın önemle üstünde durduğu ve yerleştirmeye çalıştığı ibadetesaslarının başında tevhid ve âhiret inancının geldiği, bu ibadet esaslarını isbatlamak için birçok kanıt meydana konduğu görülmektedir. 
Hıcr 6-7. 
ve 15. 
âyetlerde putperestlerin inkârcı ve inatçı tutumları ile ilgili kısacasımalumat verildikten 16-18. 
âyetlerde Allah’ın birliğini ve kudretinin sınırsızlığını ifade etmekemeliyle gökle alakalı, bunları takip eden âyetlerde yerle alakalı, 26. 
ve devamındaki âyetlerde de insanın yaratılışıyla alakalı kozmolojikkanıtlar sıralanmakta; ardından âhiret hayatından soz edilmektedir.” (Komisyon, Kur’an Yolu DİB, 3/309)
İnatçı kâfirler kendilerine gökten kapı açılsa, o kapıdan göğe yükselseler, bu fevkalade hadise karşısında dahi ibadet etmezler.

Başka bir deyişle dünya göğünde Güneş ve Ay için menziller (yörüngeler) yaptık. 
Ki onlar da göğü süsleyen yıldızlardan birer yıldızdır. 
Göğün bu denli tezyin edilmesinden fakat basiretle bakanlar ibret alabilirler. 
(Taberî, İbni Cerir. 
Câmiu’l-Beyân, 7/499)
“Biz gökte yıldız grupları ortaya getirdik ve böylelikle onu tezyin ettik. 
Ne var ki ilâhi kudretin bu görkemli göstergesini fakat ibret nazarıyla bakanlar anlar.
Yine Biz semanı ilâhi rahmetten kovulmuş olan birçok şeytanî gücün müdahalesinden koruduk. 
Öyle ki göklerden saklıca haber çalmaya kalkışanlar olursa onları yakıcı bir ışık yumağı kovalar.”
“18. 
âyet “göklerden haber çalma” (istirak-ı sem’) tecrübe et şeyin gerçekliğinden soz etmemekte, bilakis İslâm evveli Arap toplumunda kâhinlerin cinler ve şeytanlarla etkileşim kurduğu ve bu sayde doğa ötesiâlemle alakalı bulgular kotardığı, böylelikle gelecekle alakalı kehânetlerdeyer aldığı istikametindeki inancın asılsızlığını söylemektedir.” 

İlk devre tefsircilerinden el-Hasen ve Katâde’ye göre burçlardan maksatyıldızlardır. 
Onlara bu adın veriliş nedeni ise görünmeleri ve yüksekçe yerde bulunmaları, yükselmeleridir. 
Burçların, devasa yıldızlar demek bulunduğu da söylenmiştir. 
Bununla da seyyareler kastetmektedir. 
Başka bir görüşe göre ise buçlardan maksat Allah'ın gökte yaratmışbulunduğu ve içerisinde savunucu bekçilerin yer aldığı yüksek köşkler ve evlerdir. 
(Allahu a’lem) (Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an, 2/1727. 
)
“Burûc/burçlar” olanca görkemiyle yıldızlar ve seyyareler olabileceği gibi, yıldız ve gezegenlerin içerisinde döndükleri yörünge de olabilir. 
Her iki halde da şunlar ilâhi güce, yaratma ve düzenlemede ve sanattaki güzelliğe şahitlik etmektedir. 
(Kutub, Seyyid. 
fi-Zılâli’l-Kur’an, 4/2132)
Burç gerçekte yüksek köşk demektir. 
Gökte kalifiye bir şeklinde toplanmış grup yıldızlarının toptan görünüşlerine de burç denilmiş. 
(Elmalılı, H. 
Yazır. 
Hak Dini Kur’an Dili (sad.), 5/198)
İlk devre tefsircileri burcu “yıldızlar” diye belirttiler
(Mukatil b. 
Süleyman, Tefsir, 2/200. 
Taberî, İbni Cerir. 
Câmiu’l-Beyân, 7/499) İbn Kesîr’e ve Şevkânî’ye göre burc, Güneş’in ve Ay’ın menzilleri (yörüngeleri) (İbni Kesir, Muh. 
Tefsir, 2/309. 
Şevkânî, Fethu’l-Kadîr, s: 891), Begavî’ye göre “büyük yıldızlar”dır. 
Bununla Güneşin, Ayın ve gezegenlerin üstünde yüzdüğü yörüngeler kasdedilir. 
Ki şunlar oniki tanedir.

Astronomi biliminin meydana koyduğu yeni bilgiler öneme alınarak kelimeyi “yıldız kümeleri” ya da “takım yıldızları” şeklinde karşılamakhenüz isabetli görünmektedir.
Gökte bu manada sonsuz burç bulunmaktadır
Âyet hem bunları gökte var edenin ulu kudretine, hatta her birinin göğün süsü oluşuna, dünyaya nisbetle yüksek makamlarına ilgi çekiyor. 
Bunu kavramak için burç sözcüğünün anlamlarına bakmak lazım olur
Burç denildiği vakit akla evvel yüksek bir köşk gelir. 
İkinci olarak bu köşkün maddesindeki yıldızlar, üçüncü olarak yıldızın ışığı manası gelir. 
Öyle ki göğü tavan gibi yükselten Ulu Kudret, orasını ışık yayanhattagöğün süsü olan burçlarla süsledi. 
(Elmalılı, H. 
Yazır. 
Hak Dini Kur’an Dili (sad.), 5/198)
"Burçlar" (büruç) Allah'ın âyetlerindendir. 
Burç sözcüğünün "etrafı surlarla örülmüş bir yer" mananına geldiği hatırlanmalı. 
Astronomide yöntem bir terim olan burç, güneşin göklerde yaptığı yolculuğun oniki geçiş konağını belirtir
Bundan kaynaklı kimi müfessirler bu âyette burcun astronomidekimanasıyla kullanıldığını düşünmüşler. 
Bazıları da bununla "gezegenler"in kastedildiği görüşündedirler. 
Ancak bu kelimeyi Hıcr 15/19. 
âyetin kapsamı ele alırsak, “küreler” mananına geldiği neticenine varırız.

"Onları ibret nazarıyla bakanlardsx için muhtelif güzellikler ile donattık (zeyyennâ)..."
Burada bahsedilen göğün tezyin edilmesi (süslenmesi) mükemmelleryaratan ilâhi gücün oluşturduğu evrendeki bir tablodur. 
Bu tablo meleklerin yeryüzüne inmesinden henüz tesirli bir mucize,henüz devasa bir tanıktır. 
Bu bu arada bu mucizeyi ve güzelliği yaratanın gücüne ilgi çekmedir. 
Kâinatın yaratılmasında yanlızca büyüklük değil, “güzellik-tezyinât” deamaç alınmıştır desek hatalı olmaz. 
İnsan şuurlu bir bakışla evrenin teşekkülünde bu güzelliğin ne kadarköklü olduğunu anlamak için yeterli olacaktır

"Göğü tüm kovulmuş şeytanlardan koruduk."
Oraya yaklaşamaz, kirletemez. 
Onun etkinlik kısmı yanlızca yeryüzüdür. 
Göğe yükselmek için girişimlerde bulunabilir. 
Ama her teşebbüsü geri çevrilir.
"Ancak kulak hırsızlığına yeltenen bir iblis olursa onu parlak ışıklı bir kayan yıldız kovalar." Fakat iblis nedir? Kulak hırsızlığına sebep girişimeder yeltenir? Tüm şunlar Allah'a has gaybın kapsamındadırlar. 
Biz bu âyetlerin bildirdiklerinden başkasını öğrenme olanağına sahip değiliz. 
(Kutub, Seyyid. 
fi-Zılâli’l-Kur’an, 4/2133)
Âyette Tanrı (cc) diyor ki: "Biz burçları bakanlar için süsledik.” “Bu kürelerden her birine parlak bir yıldız ya da seyyare yerleştirdik ve onların güzel görünmelerini sağladık.” Farklı bir deyişle: “Biz hudutsuz olan evreni, sönük, gayri muntazam ve korkunç yapmadık, bilakis herkes onda hayret verici bir tertip ve uyum bulur. 
Ondaki görüntüler o denli çarpıcıdır ki hepsi gönülleri ve zihinleri büyüler.




Related product you might see:

Share this product :

Yorum Gönder

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. takipcibalonu - All Rights Reserved
Template Created by Metufe Published by Elif Perde
Proudly powered by Blogger